Flexitarian Akımı: Eti Bırakmadan Dünyayı ve Kendini Kurtarmanın Yolu


Sosyal medyada beslenme tartışmaları bir futbol maçı holiganlığına dönmüş durumda. Bir tarafta “Et cinayettir, sadece bitki ye” diyen katı Veganlar, diğer tarafta “Sebzeler toksiktir, sadece et ye” diyen Carnivore (Etçil) savunucuları.
Siz ise muhtemelen bu kavganın ortasında, elinde lahmacunla şaşkın şaşkın bakan o sessiz çoğunluktasınız.
Hem sağlığını düşünen hem de Pazar mangalından vazgeçemeyenler için harika bir haberimiz var: Bir taraf seçmek zorunda değilsiniz. Flexitarian (Esnek Vejetaryen) beslenme, “ya hep ya hiç” dayatmasına karşı geliştirilmiş en barışçıl ve sürdürülebilir çözümdür.
Tabağın Başrolü Değişiyor
Geleneksel soframızda et genellikle tabağın kralıdır; sebzeler ve tahıllar ise onun yanındaki figüranlardır. Flexitarian felsefesi bu senaryoyu tersine çevirir.
Et yasak değildir, ancak artık “Ana Yemek” değil, “Çeşni” veya “Garnitür” rolündedir.
Örneğin,eskiden koca bir parça bonfilenin yanına iki kaşık püre koyardınız. Şimdi ise koca bir kase nohutlu, kinoalı, avokadolu salatanın üzerine lezzet versin diye 3-4 dilim ızgara bonfile ekliyorsunuz.
Lezzet aynı, alınan doymuş yağ ve karbon ayak izi ise %80 daha az.
Mavi Bölgelerin Sırrı (Blue Zones)
Dünyada insanların en uzun ve sağlıklı yaşadığı yerlere (Mavi Bölgeler: İkarya, Okinawa, Sardinya) baktığımızda ortak bir nokta görüyoruz: Hiçbiri %100 vegan değil ama hiçbiri her gün et yemiyor.
Bu insanlar eti bir “kutlama yemeği” olarak görüyorlar. Haftada belki bir veya iki kez, kaliteli ve doğal eti sofraya koyuyorlar. Geri kalan günlerde ise baklagillerin, yerel otların ve zeytinyağının gücünden faydalanıyorlar. Yani Flexitarianlık yeni bir moda değil, aslında atalarımızın doğal beslenme biçimidir.
“Etsiz Pazartesi” (Meatless Monday) ile Başlangıç
Bu sisteme geçmek için radikal kararlar almanıza gerek yok. Dünyada bir fenomen haline gelen “Meatless Monday” (Etsiz Pazartesi) harika bir giriş kapısıdır.
Haftanın sadece bir günü, yani Pazartesi günleri hayvansal hiçbir ürün tüketmeyerek başlayın.
- Neden Pazartesi? Hafta sonu yapılan kaçamaklardan sonra vücudu dinlendirmek ve haftaya “temiz” bir sayfa açmak psikolojik olarak motive edicidir.
- Etkisi: Eğer herkes haftada sadece bir gün eti bıraksaydı, trafikten 5 milyon arabanın çekilmesine eşdeğer bir sera gazı azalması sağlanırdı. Tabağınızdaki küçük bir değişim, gezegen için dev bir adımdır.
Kalite > Miktar
Flexitarian olmanın bütçenize de büyük bir katkısı vardır. Her gün ucuz, ne olduğu belli olmayan etler veya işlenmiş şarküteri ürünleri (salam, sosis) yemek yerine; o parayı biriktirin.
Haftada bir gün yiyin ama en iyisini yiyin. Serbest gezen tavuk, mera hayvanı veya taze deniz balığı… Az ama öz yemek, vücudunuzdaki inflamasyonu (yangıyı) azaltırken, damak tadınızı yükseltir.
Kusursuz Olmaya Çalışmayın
Dünyanın, mükemmel bir şekilde beslenen 100 kişiye değil; kusurlu bir şekilde bitkisel ağırlıklı beslenen milyonlarca insana ihtiyacı var.
Bu akşam yemeğinde tabağınıza bakın. O tabağın %75’ini bitkilerle (sebze, baklagil, tahıl) doldurabiliyorsanız, siz de bu sessiz devrimin bir parçasisiniz demektir.
Gezegeni kurtarmak hiç bu kadar lezzetli olmamıştı.
Rejimde Ailesine Katıl! 🚀
Yazıları okuyarak puan kazan, seviyeni yükselt!



